KÜTAHYA Detaylar için tıklayınız Türkçe English
   
 

 

 

  • Güral Harlek Hakkında
  • Harlek Ne Demek?
  • Geçmiş
  • Günümüz
  • Gelecek

Güral Harlek Termal Tesisleri 24.000 m2 alan üzerinde İstanbul Antalya karayolu üzerinde Kütahya iline 23 km. kala, ana yoldan 4 km. içeride Ilıca mevkiinde orman içerisinde bulunmaktadır. Tesis Kütahya'ya 27 km., Eskişehir'e 47 km., Ankara'ya 287 km., İstanbul'a 337 km., İzmir'e 357 km., Antalya'ya 387 km., Bursa'ya 155 km. mesafededir.

Orman içerisinde muhteşem manzaralı 98 odalı tesiste bahçe ve orman manzaralı ferah bir lobi, tv., oyun ve dinlenme salonu, alakart restoran, spa merkezi, Türk hamamları, jakuzi, açık ve kapalı havuz, açık çocuk havuzu, sauna, buhar odaları, fitness center, 2 kaydıraklı büyük aquapark, vitamin bar, havuz bar, çocuklar için açık ve kapalı oyun alanları, manzara restoran, konferans salonu, 24 saat oda servisi, 2 adet asansör, odalarda ve genel alanlarda ücretsiz kablosuz internet, kuaför, market, paintball, mini futbol, tenis ve doğa ile başbaşa yürüyüş parkurları mevcuttur.

Türk Hamamları, jakuzi, sauna, buhar odaları, fitness center, tüm odalarda kasa hizmeti, masa tenisi ücretsiz olarak sunulmaktadır.
Alakart restoran, kuaför, market, doktor, çocuk bakıcısı, kuru temizleme, paintball, mini futbol, tenis aktivitelerinden ve spa merkezi bünyesinde bioenerji, çamur, aromaterapi, masaj uygulamalarından ücretli olarak faydalanılabilir.

Tesiste 1 engelli odası, 5 adet junior suit, 4 adet suit ve 2 adet king suit olmak üzere toplam 98 oda bulunmaktadır.
Tüm odalarda TV, mini bar, telefon, fön makinesi, jakuzi, zemin seramik ve yerden ısıtma mevcuttur.
Çocuk havuzu, açık kapalı çocuk oyun alanları.

Yarım pansiyon, sabah ve akşam açık büfe yemekler, tüm içecekler ve extralar ücretlidir. Alakart restoran ücretli olarak Türk ve Akdeniz Mutfağından değişik lezzetlerle hizmet vermektedir.
Engelli odası, sigara içilmeyen odalar mevcuttur. Evcil hayvan kabul edilmez.

Termal Su Özelliği;
32-43°C arasında değişen florürlü, termomineralli su niteliğindedir. Romatizmal hastalıkların kronik dönemlerinde, kronik bel ağrısı, eklem hastalıkları, yumuşak doku hastalıkları, ortopedik operasyonlar, nörolojik rahatsızlıklar, stress ve spor yaralanmaları ile kadın hastalıklarının tedavisinde faydalıdır. Ayrıca cilt üzerinde gençleştirici etkisi de bulunmaktadır.

Günümüzden çok çok uzun yıllar öncesi, insanlar kaya kovuklarında, inlerde yaşarlarken, şimdi Ilıca’da "Eski Erkekler Hamamı" olarak bilinen mağara, bir koca ninenin eviydi. Halk arasında "Boyalık" olarak anılan ve mağaranın dibinde sıcak su kaynağının yer aldığı in ise, bu ninenin samanlığıydı. Ninenin sarı saçlı, çakır gözlü, bal tenli, güzeller güzeli bir kız torunu vardı. Genç kızın huyu da kendisi gibi güzel ve temizdi. Nine torununu çok severdi, torun da biricik ninesini. Nine ve kızın bir de çok sevdikleri sarı inekleri vardı. Zaten üçünün de hayatta birbirlerinden başka kimseleri yoktu. Nine, kız ve sarı inek bu mağarada mutluluk içinde sürdürürlerdi yaşamlarını. Elinde büyüttüğü bu sarı ineğe bütün sevgisini bağlayan kız, ineğin sabah akşam yemini, suyunu kendi elleriyle verirdi. Bu güzel kız bir gece yine ineğe saman vermek için ine girdiğinde, kulağına garip uğultular geldi. Çok derinden gelen bu ses tanıdığı hiçbir sese benzememekteydi. Genç kız ürpererek bu sese kulak verdi. Birden bu uğultulu sesin aslında kendisine seslendiğini fark etti ve irkildi. Samanlık olarak kullanılan inin dibinden, kayaların arasından gelen bu uğultulu ses şöyle diyordu güzel kıza;

" Ey güzel kız, melek kız! Geliyom, geliyom, şimdi yanına geliyom! Harlayarak mı geleyim, yoksa gürleyerek mi?"

O ana kadar korku nedir bilmeyen, dağların, ormanların, sarp kayaların dert ortağı bu ceylan yapılı cesur kız, kendisine seslenen bu esrarengiz ses karşısında ilk defa irkildi, tüyleri diken diken oldu. Hemen bir solukta ninesinin yanına koştu. Heyecanını ninesinin sıcak koynunda yatıştırdıktan sonra, olanları ve duyduğu sesi ninesine bir nefeste anlattı. Nine ve kız bir hayli düşündüler. Ne olabilirdi acaba bu esrarengiz ses? Dağ anası mı, orman ejderhası mı, cin mi, peri mi, haydut mu ,cadı mı, yoksa güzel kıza gönlünü kaptırmış bir sevdalı mı? İnin içinde derinlerden gelen bu sesin ne dediğini anlamışlardı anlamasına ama, ya harlaması, gürlemesi de ne oluyordu? Buna bir türlü anlam veremediler. Nine kız kimselere de bir şey diyemediler.

Dünyanın yaradılışından beri güneş her gün doğar ve batar. Karanlık gece önce yerini aydınlığa bırakır. Sonra vakit gelince, aydınlık, bir köşeye çekilir akşamdan sabaha dek. İyi ya da kötü her gecenin bir sabahı olur. Korku ve merakla geçmek bilmeyen o uzun gecenin de nihayet sabahı oldu. Güneşin keskin ışınları mağaranın kapısından içeriye dalıp, mağarayı ve samanlık olarak kullanılan ini bir parça aydınlatınca, nine ve kız gündüz gözüyle köşeyi bucağı aradılar, taradılar. Ama nafile, çünkü ortada in cin yoktu. Tekrar aradılar samanlığın içinde her tarafı, tabandan tavana, kaya oyuğundan yarığına kadar. Yine bir şey bulamadılar. Peki ama, nereden geliyordu bu esrarengiz ses? Ne istiyordu bu güzeller güzeli sarı kızdan ve ninesinden? Ertesi gece sarı ineğine yem verme vakti gelince kız yine duramadı yerinde ve samanlığa koştu. Hem ürperiyor, hem de sanki bir his onu samanlığa doğru çekiyordu. Tam sarı ineğini okşayıp sevmiş ve önüne suyu ile samanını koymuştu ki, birden yine duydu aynı esrarengiz sesi. Bu defa ses daha açık ve daha anlaşılır şekilde geliyordu kayaların arasından. Ve yine aynı şekilde sesleniyordu bu melek yüzlü kıza;

" Ey güzel kız, melek kız! Geliyom, geliyom, yanına geliyom! Harlayarak mı geleyim, yoksa gürleyerek mi?"

Birden ninesi girdi samanlığa. Ses aniden kesildi. Sarı ineğin samanı yerken çıkardığı hışırtıdan başka ses duyulmaz oldu inin içinde. Ninesi bir dolandı samanlıkta, sonra dışarıya çıktı. O çıkar çıkmaz dışarı, yine başladı aynı ses sarı kıza seslenmeye. Sanki bu esrarengiz ses sarı kızın yalnız kalmasını bekliyordu samanlıkta, ninesi geldiğinde kesiliyor, sarı kız tek başınayken ise sesleniyordu ona kayaların ardından. Sarı kız ilk günkü kadar olmasa da, yine ürpermişti. Ayrıca bir de merak sarmıştı tüm bedenini. Ne istiyordu bu sahipsiz ses kendisinden ve zavallı ninesinden? Biliyordu, kendisi ve ninesi hiç kimseye kötülük yapmamışlardı. O halde kimse de kendilerine kötülük yapmazdı. Bu duygu korkusunu hafifletti bir parça. Ama içindeki merak gittikçe artıyordu. Kimdi bu esrarengiz sesin sahibi? Bu merakla geçen gece yerini yine aydınlık bir sabaha bıraktı. Günün parlak ışıkları mağaranın kapısından süzüldüler yine içeriye sarı kızın altın saçlarını yalayarak. Ninesiyle birlikte yine aradılar inin ve mağaranın içini gündüz gözüyle köşeden bucağa. Ama nafile, ne sesin sahibini bulabildiler, ne de ona dair bir iz. Bu üçüncü günün akşamı merakı iyice arttı genç kızın ve karar verdi kendi kendine. Şayet bu akşam da samanlıkta sarı ineğe yem verirken duyarsa aynı sesi, korkmayacaktı. Cevap verecekti bu sahipsiz sese, baş edemediği merakını yenmek uğruna. Her kim ise, her ne ise bu gaipten gelen sesin sahibi, çıksın ortaya, ne istiyorsa söylesin, ne olacaksa olsun diye. Karanlık iyice çöktü, sarı ineğe yem verme vakti geldi. Genç kız her zamanki ürpertiyle, ama bu kez kararlılıkla inin içine girdi tek başına. Canı gibi sevdiği sarı ineğini okşamaya ve ona yem vermeye başladı. Saman hışırtılarının sessizliğini birden kayaların yarıklarından gelen o aynı uğultulu ses bozdu yine ;

" Ey güzel kız, ey sarı kız! Geliyom, geliyom, yanına geliyom! "

İlk günkü kadar korkmamıştı bu kez, çünkü korkmamaya ve cevap vermeye karar vermişti. Birden ağzından bir çığlık misali dökülüverdi sözler, biraz ürperti, ama daha da çok merakla; " İn misin, cin misin, yoksa nesin? Geleceksen gel madem, bari göreyim kimsin?" Bu kez yeni bir uğultu koptu kayaların diplerinden;

" Harlayarak mı geleyim, gürleyerek mi geleyim?"

Daha da ürperdi genç kız, sarıldı sarı ineğine sanki ondan güç alırcasına. Ve kararlılıkla cevap verdi bu sahipsiz sese;

" Harla ey mübarek ! Harlayarak gel ! "

Bu cevap çınladı inin kayalarında önce. Çok kısa bir sessizliğin ardından, birden duvarlardaki her kaya oyuğundan harlayarak fışkırıp akan sıcak suların harıltısı doldurdu inin içini. Sanki bütün kayalar yarılmıştı. Bu yarıklardan harlayarak gelen sıcak sular her yanı kaplamıştı. Çok geçmeden sarı kız ve boynuna sarıldığı sarı ineği inin içinde ve mağarada hızla yükselen sıcak suların içine gömüldüler.Bir daha onları gören olmadı. O günden sonra bu mağara şifalı bir hamam olarak, Sarıkız ve ineğinin sulara gömüldüğü bitişik in ise "Boyalık" diye bilindi hep. Efsaneye göre Sarı kızın " harlayarak gel " cevabı üzerine, sıcak suların yerin altından kayaları yarıp harlayarak inin ve mağaranın içini doldurması nedeniyle, bu şifalı kaplıca yüzyıllardır "Harlek" ismiyle anılmaktadır. Kim bilir, belki de Harlek’in kayaların arasından harlayarak yeryüzüne ulaşan sıcak suyu, bünyesinde gizlediği ve ziyaretçilerine cömertçe dağıttığı şifayı, efsaneye adını veren iyi huylu, melek yüzlü sarı kızın gençliğine ve güzelliğine borçludur. Günümüzden 20 yıl öncesine kadar bu efsanenin yaşandığı mağara hamam olarak kullanılmaktaydı. Suyun kaynadığı ve bugün koruma altında olan Boyalık mağarasına, hamam olarak kullanılan ana mağaradan dar bir geçitle geçilirdi. Her iki mağarada da su seviyesi 100–120 cm idi. Boyalık mağarasının içi hem zifiri karanlıktı, hem de kayalardan kaynayan sıcak suların buharı nedeniyle içeride güçlükle nefes alınırdı. Bu nedenle hamamın Boyalık kısmına herkes girmeye cesaret edemezdi. Hem nefesi kuvvetli olmak, hem de yürekli olmak gerekirdi Boyalık’a girebilmek için. Rivayete göre Boyalık’a girip sıcak suya dalan iyi huylu, temiz kalpli insanlara sarı kız görünürmüş bazen, zifiri karanlıktaki suların içinde ay gibi parlayan güzel yüzüyle. Yine rivayete göre, çok eski zamanlarda dermansız yatalak hastaları getirirlermiş hamama akşam vakti. Hastayı havuzun kenarına yatırıp bırakırlarmış tek başına sabaha kadar. Eğer hasta temiz kalpli, güzel huylu, herkese iyilik eden bir insansa, sarı kız gelir ve şifa verirmiş hastaya gecenin bir yarısı. Rivayete göre yatalak hasta yürüyerek çıkıp gidermiş evine sabahın ilk ışıklarıyla, şayet iyi bir insansa!

Kaplıca’da 1970’li yılların başında inşa edilen İl Özel İdaresi’ne ait Harlek Oteli ilk yıllarda Turizm İşletme Belgesine sahip oldukça popüler bir tesis olmasına rağmen, geçen yıllar içinde kendini yenileyememiş, yıpranmış ve yavaş yavaş hem mevcut niteliklerini, hem de popüleritesini kaybetmiştir. Bu olumsuz gidişin doğal sonucu olarak sahip olduğu Turizm Belgesi de yenilenmemiştir.

1970’li yılların başında işletmeye alınan ve arada hiç tadilat görmediği için günümüz ihtiyacına cevap veremeyecek şekilde yıpranan Ilıca Harlek Oteli, Kütahya Belediyesi’nin otelde tadilat yapılması şartıyla işletme hakkının devri için 2004 yılı Ağustos ayında açtığı ihalede en yüksek teklifi veren Şirketimiz Kütahya Seramik Porselen Turizm A.Ş. tarafından devralınmıştır. Otel 2004 yılının son aylarında Şirketimiz tarafından devralındıktan sonra, derhal sadece bina taşıyıcı iskeleti ve dış duvarları kalacak şekilde radikal bir restorasyona başlanmıştır.Bu tadilat ve restorasyon çalışmaları çok yoğun bir tempoyla 7 ay gibi çok kısa bir sürede tamamlanarak, eskinin köhne oteli bugün her türlü imkanın mevcut olduğu çağdaş bir termal konaklama ve kür merkezi haline dönüştürülmüştür.

Tadilat sonrası 2005 yılının Ağustos ayında işletmeye açılan ve Güral Harlek Termal Hotel & Spa ismini alan bu termal tesis, 24.250 m2 çam ormanı içerisinde yer almaktadır. 200 yatak kapasitesine sahip bu modern tesisin konaklama bölümü 90 adet 2 yataklı standart oda, 5 adet 2 yataklı junior suit, 2 adet herbiri 4 yataklı king suit ile engelli müşteriler için 1 adet 2 yataklı özel donanımlı odadan oluşmaktadır. Tesis bünyesinde 1 adet 150 kişilik restaurant, 1 adet 100 kişilik snack bar ve bunlara yetecek kapasitede tam teşekküllü mutfak, içki ve gerektiğinde yemek servisi de yapılabilen açık teras, 1 adet tv. ve oyun salonu, 1 adet toplantı salonu, 1 adet tenis kortu, 6 km. uzunluğunda yürüyüş parkuru, halı saha, masa tenisi, aquapark, açık ve kapalı havuz, fitness salonu, Türk hamamı, sauna ve buhar odaları, hidroterapi ve masaj üniteleri, açık ve kapalı çocuk oyun alanları, bay-bayan kuaförü, alışveriş kiosku ve gerekli sair imkanlar bulunmaktadır.

Güral Harlek Termal Hotel & Spa’nın odalarındaki özel banyolarda, havuzlarında ve hamamında kullanılan jeotermal su, tesisin adını aldığı Harlek Kaynağından gelmektedir. Harlek Kaynağının sıcak suları, yerin çok derinliklerinden başlayarak yeryüzüne doğru devam eden uzun yolculuklarını, eskiden "Erkekler Hamamı" olarak anılan ve yıllarca hamam olarak kullanılan doğal kaya mağaranın ucunda yer alan ve bu mağarayla bağlantılı bir başka mağaranın kayalarının arasından noktalamaktadırlar. Suyun yeryüzüne ulaştığı bu mağara halk arasında "Boyalık" olarak bilinir. Eskiden hamam olarak kullanılan ana mağaranın içinden ulaşılabilen bu Boyalık mağarası, kirlenmeyi önlemek amacıyla yaklasık 20 yıl önce koruma altına alınmış ve etrafı kapatılmıştır. Eski mağara hamamın yerine de, hemen yanı başında yeni bir hamam inşaa edilmiştir. Koruma altındaki Boyalık Harlek kaynağı mağarasından alınan şifalı sıcak sular, tamamen hijyenik koşullarda pompa ve boru hattı ile takriben 250 metre mesafede ve kaynaga göre +50 metre kodda yer alan tesisimize pompalanmaktadır.

Güral Harlek Termal Tesisleri 24 Temmuz 2001 tarihli Kaplıcalar Yönetmeliği kapsamında Sağlık Bakanlığı tarafından verilen "Kaplıca Tesisi İşletme Ruhsatı"na sahiptir. Harlek kaynağından gelen ve 760,3 mg/lt mineralizasyona sahip bu şifalı sular kalsiyum, magnezyum, bikarbonat, sülfat ve florür iyonları ihtiva etmektedir. Sağlık Bakanlığı tarafından verilen işletme ruhsatında bu suların balneolojik açıdan başlıca şu hastalıklar için etken olduğu belirtilmektedir; romatizmal hastalıkların kronik dönemlerinde, kronik bel ağrısı, eklem hastalıkları ve yumuşak doku hastalıklarının tedavisinde tamamlayıcı tedavi unsuru olarak, ortopedik operasyonlar, beyin ve sinir cerrahisi sonrası gibi uzun süreli hareketsiz kalma durumlarında, nörolojik rahatsızlıklarda, stres bozukluklarında, spor yaralanmalarında tamamlayıcı tedavi unsuru olarak kullanılabilir niteliktedir. Ayrıca suların kalsiyum ve florür iyonlari ihtiva etmesi sebebiyle, yaşlılarda kontrollü içme kürleri şeklinde kullanımı halinde osteoporozda (kemik erimesi) yardımcı tedavi unsuru olarak kullanılabilir nitelikte olduğu ifade edilmektedir. Frig Vadisini gören bir çam ormanı içerisinde, bir yamacın üstünde yer alan Güral Harlek Tesisleri şifalı sularının yanı sıra, eşsiz bir doğaya, huzur verici sakin bir atmosfere sahiptir.

Güral Harlek Tesisleri, ısrarla koruduğu tarihi ve kültürel zenginlikleriyle müstesna bir şehir olan Kütahya’ya 25 km. mesafededir. Dünyada ilk borsanın kurulduğu Aizonai Antik Kenti’ne tesislerimizden araçla 45 dakikada, zengin bir medeniyete ev sahipliği yapmış Frig Vadisi’ne ise 25 dakikada ulaşılabilmektedir. Tesislerimizin İstanbul, İzmit, Bursa gibi metropol kentlerimizi güney sahillerimize; Kütahya’yı ise Ankara ve İstanbul’a bağlayan devlet karayolu güzergahından sadece 4 km. içeride yer alması, kolay ulaşılabilirliği açısından büyük bir avantajdır. Tüm bu merkezlerden Ilıca’daki tesislerimize 3-4 saat içinde ulaşılması mümkündür.

Kütahya’lı Güral Ailesi doğdukları şehrin en büyük, ülkemizin de sayılı müteşebbis grupları arasında yer almaktadır. Yarım yüzyılı aşkın bir süredir iş hayatının içinde olan Güral Ailesi, önce Kütahya’da başlayan yatırımlarını zamanla diğer bölgelere de yaymıştır.

Güral Ailesi özellikle son 30 yılda sanayi ve turizm sektörlerinde birbiri ardına gerçekleştirdikleri yatırımlarla hem katma değer yaratarak ülkemizin ekonomisine yapılan katkıyı gün be gün arttırmış, hem de binlerce insana istihdam imkanı yaratmıştır. Günümüzde Güral Grubu her biri kendi alanında marka olmuş, tüm dünyaya ihracat yapan onlarca şirketi bünyesinde barındırmaktadır.

Kütahya Porselen, Kütahya Seramik, Kütahya Ambalaj, Güral Porselen, Kütahya Vitrifiye, Güral Cam, Heriş Kiremit, Güral Sapanca, Güral Harlek, Club Alibey Manavgat, Club Alibey Belek ve Gülpalas Otel Güral Grubuna ait halka mal olmuş, hem ülkemizde hem de dünyada tanınan markalardan en önemlileridir. Güral Grubu yeni yatırımlarla her geçen gün büyümeye devam etmektedir. " Güral Harlek " ismi, bir efsaneyle bir gerçeğin Ilıca’da çam ağaçlarının ve şifalı termal sularının arasında oluşturdukları bir sentezin ismidir.

 

 

 

 

 



2008 - All Rights Reserved
Güral Harlek Thermal Resort - SPA